Reklam içeriği yüklenmemiş.
wassap
SİVİL TOPLUM Haber Girişi: 04.05.2021 - 00:58, Güncelleme: 09.09.2021 - 14:46

Nerede o eski Ramazanlar

 

Nerede o eski Ramazanlar

Peygamber Efendimiz sav Ramazan ayinin 11 ayin sultani olduğunu bildirmiştir. Her gününde ayrı bir rahmet ve ayrı bir hikmet olduğunu da buyurmuştur. Ramazan sadece aç kalmak değil fakir fukarayı gözetmek ayni zamanda merhametin çok öne çıktığı bir aydır. Ramazan ayı iyilik yapmak için çok güzel bir fırsattır. Bu ay zikir dua ayıdır. Ramazan ayini oruç tutarak, Kur-an okuyarak, namaz kılarak dua yani ibadetle geçirmeliyiz. Osmanlı Dönemi’nde Ramazanın ne zaman geleceği belli olmuyordu. Bu görev kadılara düşüyordu. Ramazan ayinin gelişi ayin doğusuna bağlıydı. Yüksek tepelere çıkarak ramazan ayinin gelişi müjdelenirdi. Günümüzde sahur denilince aklımıza ramazan davulcuları gelir. Osmanlı. Dönemi’nde de bu durum farklı değildi. Davulcu sahurda hem davula vurur hem de mani okurdu. Fakir kişilere hazırlanan yemekte kadife keseler içinde altın veya gümüş dağıtılırdı. Amaç fakirlerin duasını almaktı. Esnaf dükkânlarına girerek veresiye defterleri istenir borçlar silinirdi. Osmanlı Dönemi’nde ramazanınlar festival havasında geçerdi. İnsanlar gece yasarlar gündüz dinlenirdi. Sahura kadar Karagöz, ortaoyunu, meddah programları yapılırdı. Huzur dersleri verilirdi. Oruç tutan çocuklara hediyeler verilirdi. Tarihte 1500 yıllarına dayanan ramazan İslam dininde Kur-ani Kerim ayetlerinin vahiy yoluyla insanlığa indirildiği en kutsal ay ramazan ayı İslamin Sartlarındandır. Sabrın, nefsin ve yardımlaşmanın bütünleştiği aydır. Çocukluğumuzda ramazan ayı yaklaştığı zaman ayrı bir coşku ayrı bir heyecan günler öncesinden yaşanırdı. Evlerde temizlikler yapılır ,erzaklar alınırdı. İftar saati sabırsızlıkla beklenirdi. Mahalle bakkallarında ekmek kuyrukları bekler sıra gelmeden ekmek biter tekrar sıra beklerdik. İftar saati aksam ezani. Yaklaşırken sofralar titizlikle kurulur çorba mutlaka olur tatlılar kadayıf çokça yenirdi. Sofraya ailece oturulur ailece kalkılırdı. Aile kavramının. en güzel yaşandığı örf ve adetler. Ahlak kurallığıyla örtüşürdü. Eski Ramazanlarda ne mi vardı? Sevgi,saygı hosgoru,akrabalık,komsuluk,aile birligi,toplumsal birlik ve beraberlik kısacası kaynaşma imece vardı. Dedelerimizle , minelilerimizle geçirdiğimiz ramazan aylarının ayrı bir tadı vardı. Gece sahurunda dedemizin bize “Hava ışıyıncaya kadar sahurun müsaadesi var ”diyerek bizi güldürmesi ayrı bir keyifti. Birkaç sene öncesi Belediyenin fakirlere yemek vermesi toplumsal bir kaynaşmaydı. Sahura kadar eğlenceler düzenlenir musikiler çalınırdı. Eski ramazanlardaki gelenek göreneklere duyulan hasret her ramazanda ortaya çıkan bir özlemdir. İnsanlar neden o hasreti. Özlemi tekrar canlandırmıyor? Eski gelenekleri yasamak çocuklarımıza yasatmak bu kadar zor mu? TV’de bir Karagöz Hacivat yayınlansa gene geçmişe döneriz. Ramazan ayı hep ayni. Ayni maneviyat ayni şuur. Değişen insanlar ve insan değerleri. Eskiden iftarlar nasıl ki hurmayla tuzla zeytinle açılırdı gene ayni devam etsin. Camilerde kandiller yansın. Peygamber Efendimiz s.a.v.in sünnetlerine uyalım. Eski gelenekleri yasayalım ki mutlu olalım.

Peygamber Efendimiz sav Ramazan ayinin 11 ayin sultani olduğunu bildirmiştir. Her gününde ayrı bir rahmet ve ayrı bir hikmet olduğunu da buyurmuştur. Ramazan sadece aç kalmak değil fakir fukarayı gözetmek ayni zamanda merhametin çok öne çıktığı bir aydır. Ramazan ayı iyilik yapmak için çok güzel bir fırsattır.

Bu ay zikir dua ayıdır. Ramazan ayini oruç tutarak, Kur-an okuyarak, namaz kılarak dua yani ibadetle geçirmeliyiz.

Osmanlı Dönemi’nde Ramazanın ne zaman geleceği belli olmuyordu. Bu görev kadılara düşüyordu. Ramazan ayinin gelişi ayin doğusuna bağlıydı. Yüksek tepelere çıkarak ramazan ayinin gelişi müjdelenirdi.

Günümüzde sahur denilince aklımıza ramazan davulcuları gelir. Osmanlı. Dönemi’nde de bu durum farklı değildi. Davulcu sahurda hem davula vurur hem de mani okurdu. Fakir kişilere hazırlanan yemekte kadife keseler içinde altın veya gümüş dağıtılırdı. Amaç fakirlerin duasını almaktı. Esnaf dükkânlarına girerek veresiye defterleri istenir borçlar silinirdi. Osmanlı Dönemi’nde ramazanınlar festival havasında geçerdi. İnsanlar gece yasarlar gündüz dinlenirdi. Sahura kadar Karagöz, ortaoyunu, meddah programları yapılırdı. Huzur dersleri verilirdi. Oruç tutan çocuklara hediyeler verilirdi.

Tarihte 1500 yıllarına dayanan ramazan İslam dininde Kur-ani Kerim ayetlerinin vahiy yoluyla insanlığa indirildiği en kutsal ay ramazan ayı İslamin Sartlarındandır. Sabrın, nefsin ve yardımlaşmanın bütünleştiği aydır.

Çocukluğumuzda ramazan ayı yaklaştığı zaman ayrı bir coşku ayrı bir heyecan günler öncesinden yaşanırdı. Evlerde temizlikler yapılır ,erzaklar alınırdı. İftar saati sabırsızlıkla beklenirdi. Mahalle bakkallarında ekmek kuyrukları bekler sıra gelmeden ekmek biter tekrar sıra beklerdik. İftar saati aksam ezani. Yaklaşırken sofralar titizlikle kurulur çorba mutlaka olur tatlılar kadayıf çokça yenirdi. Sofraya ailece oturulur ailece kalkılırdı. Aile kavramının. en güzel yaşandığı örf ve adetler. Ahlak kurallığıyla örtüşürdü.

Eski Ramazanlarda ne mi vardı? Sevgi,saygı hosgoru,akrabalık,komsuluk,aile birligi,toplumsal birlik ve beraberlik kısacası kaynaşma imece vardı. Dedelerimizle , minelilerimizle geçirdiğimiz ramazan aylarının ayrı bir tadı vardı. Gece sahurunda dedemizin bize “Hava ışıyıncaya kadar sahurun müsaadesi var ”diyerek bizi güldürmesi ayrı bir keyifti.

Birkaç sene öncesi Belediyenin fakirlere yemek vermesi toplumsal bir kaynaşmaydı. Sahura kadar eğlenceler düzenlenir musikiler çalınırdı.

Eski ramazanlardaki gelenek göreneklere duyulan hasret her ramazanda ortaya çıkan bir özlemdir. İnsanlar neden o hasreti. Özlemi tekrar canlandırmıyor? Eski gelenekleri yasamak çocuklarımıza yasatmak bu kadar zor mu? TV’de bir Karagöz Hacivat yayınlansa gene geçmişe döneriz.

Ramazan ayı hep ayni. Ayni maneviyat ayni şuur. Değişen insanlar ve insan değerleri. Eskiden iftarlar nasıl ki hurmayla tuzla zeytinle açılırdı gene ayni devam etsin. Camilerde kandiller yansın. Peygamber Efendimiz s.a.v.in sünnetlerine uyalım. Eski gelenekleri yasayalım ki mutlu olalım.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Reklam içeriği yüklenmemiş.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.