Yazı Detayı
06 Temmuz 2019 - Cumartesi 07:13 Bu yazı 407 kez okundu
 
Devridaim
Uğur Demircan
ugurdemircan@outlook.com
 
 

İki yanındaki selvilerin gölgesinde dinlenen cumbalı evin girişinde, ağır, ahşap bir kapı gürültüyle açıldı. Sekiz yaşında çelimsiz bir çocuk, kapının yüksek eşiğinden adımını attıktan sonra, sahanlıktan ileriye doğru uzanan kuytu geçitten merakla ilerledi. Dedesi öldükten sonra bir müddet boş kalan bu eve, artık onlar yerleşiyorlardı. Ailesi üst katlarda eşya yerleştirme telaşındayken, onun ilgisini alttaki karanlık odalar çekmişti. 
Bu tipte iki katlı cumbalı evler yapılırken, alt katları ahır olarak tasarlanmıştı ilçenin genelinde. Zaman içinde, ulaşım aracı olarak kullanılan son eşek de tarihe karışınca, giriş katları birer ikişer temizlenip tamir edilmeye ve kiraya vermek üzere ayrı bir eve dönüştürülmeye başlamışlardı.
Postane sokağının üst başındaki bu evin altında da aynı amaçla hazırlanmış, duvarları sıvanmış, tavanına kontrplak çakılmış iki oda vardı ve bunlardan ön taraftaki bomboştu. Arka bahçeye çıkmazdan önceki diğer oda ise, kalın bir toz tabakası ve örümcek ağlarıyla örtülmüş eski eşyalarla doluydu.
Odanın kapısı gıcırtıyla açılınca, kaçışan fare ve böceklerin ayak sesleri önce biraz ürküttü çocuğu. Ama en sevdiği film kahramanı İndiana Jones gibi o da macera ruhluydu ve o odayı keşfetmesine hiç bir canlı türü mani olamazdı. 
Adım atacak yer kalmamacasına doldurulmuş bir sürü kırık dökük eşya, örümcek ağlarından oluşmuş bir cibinliğin altında sessizce istirahat halindeydi. Solmuş gülkurusu kumaşı, üzerindeki tozun da etkisiyle açık pembeye dönmüş koltuk takımının oturulan kısımları içine çökmüştü ve bu haliyle üzerinde görünmez bir aile oturuyor gibiydi. Telleri kopalı yıllar olmuş, ahşap kısımlarına kalemle çocukça karalamalar yapılmış bir mandolinse koltuğun kenarına yaslanmış, eski sahibiyle okula gittiği günleri anımsıyordu sanki. 
Bunların dışında çocuk; bir kenara iç içe konulmuş bakır tencere ve tabaklar, aynasının sırları atmış ahşap yemek büfesi ve yerdeki, tozu silinse parçaları gökkuşağı kaynağı olarak kullanılabilecek büyük avizeden sonra nihayet köşedeki o büyük sandığı gördü. 
Odadaki diğer her şey varlığını kaybetti sanki onu fark edince. Adeta korsan filmlerindeki define sandıkları gibiydi. Tahta gövdesi sarı madenden şeritlerle sabitlenmiş, önüne de büyükçe bir asma kilit takılmış kocaman bir sandıktı. Üstelik kilidi de açıktı! Gözleri parladı çocuğun. O an, o kapağı açmak dışında istediği başka hiç bir şey olamazdı. Ve açtı. 
Gerçekten de bir hazine sandığıydı kitap okumayı çok sevdiği için. Tam da onun yaşında bir çocuğun okuyabileceği birçok hikâye ve roman orada, o sandığın içindeydi işte. Hepsi de oldukça eskiydi; incelemeye başladığında baskı tarihlerinin otuz yıl önceye kadar dayandığını gördü ama kapaklarındaki resimlerin cazibesi aradaki yıl farkını hemen kapatıyordu: Ağaç dallarında oturmuş şeftali çalan çocuklar, gemileri batıp sınıfça ıssız bir adada yaşamaya başlayan çocuklar, buldukları görünmezlik ilacını kullanarak suçlu peşine düşen, diyar diyar dolaşan çocuklar ve daha niceleri, o rengi solmuş kapakların altında onu bekliyorlardı.
Kime ait olduklarını bile düşünmeksizin kitapların hepsini kucakladı, çıktı yukarı. İlk yerleştirilen sedirlerden birinin üstüne kurulup hemen okumaya başladı. Sonraki günler ve haftalar boyunca, tek tek ve tekrar tekrar okudu onları. Yeni kitaplarını da seviyordu ama bunlar farklıydı. Eski kitabın tadı bir başka oluyordu. Yıllar önce kendisi gibi bir çocuk, yine böyle sedire uzanarak, belki yine böyle elinde salçalı ekmeğiyle okumuştu onları. Aynı cümlelere gülmüş, aynı şeyleri hmişti belki de. Zamanda yolculuk gibi bir şeydi bu!
Ama zaman, gerçekte sadece ileri doğru yolculuk edilebilen bir şeydi ve bu süreç çok yavaş ilerliyordu. Yıllar yılları kovaladı, çocuk büyüdü. O eski kitaplar, o cumbalı evin üst katında, duvardaki gömme bir dolapta saklı kaldı.
İki yanındaki apartmanların gölgesinde yaşlanmış cumbalı evin girişinde, ağır, ahşap bir kapı gürültüyle açıldı. Sekiz yaşında çelimsiz bir çocuk, giriş kapısından yukarı çıkan gıcırtılı tahta merdivenleri, birer ikişer basamak atlayarak çıktı. Dedesi öldükten sonra bir müddet boş kalan bu eve, artık onlar yerleşiyorlardı. Ailesi diğer odalarda eşya yerleştirme telaşındayken, çocuğun ilgisini küçük odanın duvarındaki gömme dolap çekmişti...
Aralık 2017, İzmir

 
Etiketler: Devridaim,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Nisan 2020
Tarih ve Türk tarih kurumu
313 Okunma.
12 Nisan 2020
Babamın Sözcükleri
379 Okunma.
29 Mart 2020
Rüya
261 Okunma.
29 Ocak 2020
Vazife
627 Okunma.
02 Ocak 2020
Tercih
464 Okunma.
08 Aralık 2019
Hercai
577 Okunma.
02 Aralık 2019
Kırık
317 Okunma.
01 Kasım 2019
Gelin
504 Okunma.
28 Eylül 2019
Yine
430 Okunma.
09 Eylül 2019
Okumak
518 Okunma.
03 Eylül 2019
Kefaret
424 Okunma.
03 Ağustos 2019
Leylâ
551 Okunma.
17 Haziran 2019
Sükût
464 Okunma.
16 Mayıs 2019
Uzaklardan bir serzeniş
476 Okunma.
11 Nisan 2019
Kumar
662 Okunma.
04 Mart 2019
Kar
631 Okunma.
25 Şubat 2019
Fotoğraf
579 Okunma.
17 Şubat 2019
Etiket
672 Okunma.
10 Şubat 2019
Sait Faik
654 Okunma.
03 Şubat 2019
Şirince'nin aksi
712 Okunma.
27 Ocak 2019
Araf
635 Okunma.
21 Ocak 2019
Küçük Kıyamet
647 Okunma.
13 Ocak 2019
Büyük kıyamet
576 Okunma.
06 Ocak 2019
Kar
711 Okunma.
29 Aralık 2018
Ercan Hoca'ya
682 Okunma.
23 Aralık 2018
Madde, mânâ, kelâm
631 Okunma.
16 Aralık 2018
Harften cümleye
694 Okunma.
09 Aralık 2018
Yılların ötesinden bir fotoğraf
707 Okunma.
02 Aralık 2018
İmece müzesi
662 Okunma.
25 Kasım 2018
Kâğıt, kalem ve yazma üstüne
725 Okunma.
18 Kasım 2018
İzmir
781 Okunma.
11 Kasım 2018
İndiroid market
699 Okunma.
04 Kasım 2018
Makas
720 Okunma.
28 Ekim 2018
Kemal Sunal
726 Okunma.
21 Ekim 2018
Ayna ayna
717 Okunma.
14 Ekim 2018
Yazmaya dair
754 Okunma.
07 Ekim 2018
Başarı
875 Okunma.
30 Eylül 2018
Düzeltme ve gurur
895 Okunma.
23 Eylül 2018
Sinemada seyredilen ilk film
779 Okunma.
16 Eylül 2018
Şi-irsaliye
729 Okunma.
09 Eylül 2018
Facebook'tan öğrenilenler
821 Okunma.
02 Eylül 2018
Nehir
825 Okunma.
26 Ağustos 2018
Telâki
976 Okunma.
19 Ağustos 2018
Plure(S) Vıtae (gerçek yaşam)
881 Okunma.
12 Ağustos 2018
Okumaya mı geldik?
926 Okunma.
05 Ağustos 2018
Okuma aşkı
1028 Okunma.
30 Temmuz 2018
Ne için yazıyorum?
994 Okunma.
23 Temmuz 2018
Fan davası
1007 Okunma.
15 Temmuz 2018
Çocukluğum
1142 Okunma.
08 Temmuz 2018
Bilinç akışı
1171 Okunma.
02 Temmuz 2018
yaşayanlar morgu
1065 Okunma.
28 Haziran 2018
Uçurum
1099 Okunma.
18 Haziran 2018
Son salıncak
1097 Okunma.
11 Haziran 2018
Gececi
1167 Okunma.
03 Haziran 2018
Vapurda
1168 Okunma.
28 Mayıs 2018
Adam suretli böcekler
1213 Okunma.
21 Mayıs 2018
Kavşak
1117 Okunma.
13 Mayıs 2018
Sigara
1183 Okunma.
06 Mayıs 2018
Kuğulu park
1348 Okunma.
30 Nisan 2018
Suya düşen balık
1196 Okunma.
22 Nisan 2018
Görünmez kitap ve daktilo
1165 Okunma.
16 Nisan 2018
Müstehzi
1149 Okunma.
09 Nisan 2018
Pasaj
1244 Okunma.
25 Mart 2018
Hiç artı sıfır
1232 Okunma.
18 Mart 2018
AH-lep
1243 Okunma.
15 Mart 2018
Amcamın paraları
1584 Okunma.
Haber Yazılımı