Yazı Detayı
08 Aralık 2019 - Pazar 23:27 Bu yazı 738 kez okundu
 
Hercai
Uğur Demircan
ugurdemircan@outlook.com
 
 

Sokağın en perişan eviydi. Çatısındaki eksik kiremitler taş ve tahta parçalarıyla tamamlanmış, ahşap duvarlarındaki açıklıklar, paslı gaz yağı ve peynir tenekeleriyle kapatılmıştı. Kışın, kırık bacasının her yerinden ince ince dumanlar tüten ev, önünden bir kamyon geçince, ölüm yoklamış hasta gibi titriyordu. Sahibi, biraz daha zengin bir muhite taşınalı epey olmuş, bu köhne evi de bakım yaptırmadan kiraya vermişti. Doğal olarak kirası düşük, kiracısı yoksuldu.

Belirli bir işi yoktu kiracı Seyit'in. Ailesinin, dört kızdan sonra olmuş, tek oğluydu. Babası, ilçede variyetli sayılan kişilerdendi ki Seyit de bu varlığı sonuna kadar yiyip bitirmişti, gençliği boyunca. Şımarık büyütüldüğü, babasının ona hiç kıyamadığı, dört ablasının karşısına dizilip, kendisine hizmete mecbur kılındığı, bilinirdi. "Hepinizi keser, oğluma yediririm!" derdi babası.

Bu rahat yaşamın sonucu olarak; işten güçten anlamayan, çalışmaktan kaçan biri olarak büyümüştü. Emir altına girmeyi sevmediğinden, girdiği birçok işten kovulmuştu. Günübirlik bulduğu işlere gider, içkiye gidecek yevmiyeyi doğrulturdu.

Karısı Gülnaz, apartman mahallesindeki evlere temizliğe gider, parasını kocasına getirirdi. Ücra ve yoksul bir köyde doğup büyümüş, o bölgede askerliğini yapan Seyit'e kaçmıştı. Tahmin edileceği üzere Seyit'in askerliği de epey sorunlu geçmiş, kavga etmediği üst, yemediği ceza kalmamıştı.

Bir oğulları olmuştu evlendikleri yıl. Adını Ramazan koydu Seyit. Babasının adıydı. İlk oturdukları gecekondudan, Postane sokağına taşındıklarında üç yaşındaydı Ramazan.

Varlıklı ve savruk gençliğin ardından gelen bu parasız yıllar Seyit'e ağır geliyor, onu giderek daha mutsuz ve öfkeli birine dönüştürüyordu. Hemen her gece eve sarhoş geliyor, dışarıda ettiği kavgaların izleri yüzündeyken, benzerlerini Gülnaz'a hediye ediyordu. Gülnaz'ın korku dolu bekleyişleri ve bîçare çığlıklarla geçen geceleri, Ramazan'ın çocuk hafızasında yer etmekte ve gün be gün meyvesini vermekteydi. Re'leri söyleyemiyordu çocuk. Düzelmesini beklediler, olmadı. Kaderin garip bir cilvesi olarak, kendi adını hiç bir zaman tam söyleyemeyecekti.

Penceredeki hercailerine su veriyordu Gülnaz. Sarılı, morlu çiçekler, ona köydeki anasının çiçeklerini hatırlatıyordu. Onlara baktıkça, o küçük kız çocuğuna dönüşüyordu yeniden. Köy yerindeki fakirlikten gelmiş, şehirdeki fakirliği yaşamaya başlamıştı. Çiçekler de aynıydı, yaşamı da. Değişen tek şey, duvardaki renkli takvimin yapraklarıydı.

Senenin başında o takvim mutlaka alınırdı; duvara asmadan önce bütün bir seneyi okumaya bayılırdı Ramazan. Fıkralar, karikatürler, sevimli kedi resimleriyle doluydu takvim onun için. Annesi içinse, yapamayacağı pahalı yemek tarifleri, uygulayamayacağı mutlu aile önerileriyle doluydu. Birbirinin aynısı günlerini saymaya yarıyordu sadece.

Yaz sonuydu. Sokağın yaz boyu güneş yemiş Arnavut kaldırımlı taşları henüz soğumadıysa da sobalar kurulmaya başlamıştı. Delik borular, kovalar, tenekeciler çarşısında tamir ettiriliyor ya da yenisi getiriliyordu. Kömür kamyonları yıllık mesailerine başlamışlardı. Mahalleye kömürleri döken Cüce Durmuş'un kamyonunun homurtusu, gün aşırı duyulur olmuştu artık. Ramazan, adama neden cüce dendiğini anlamıyordu. Boyu kısa da değildi aslında.

Böyle bir akşam, eve geç döndü Ramazan. Çocuklarla uzak bir mahalleye gitmiş; o mahallenin çocuklarıyla çift kale maç yapıp, sonunda da kavga ederek kaçıp gelmişlerdi. Yorgunluk ve heyecan kulaklarına kadar kızartmıştı hepsini. Hava neredeyse kararmıştı ve annesinin kızacağından emindi. Çekine çekine çaldı kapıyı. Açan olmadı.

Biraz oturdu kapı önünde. Normalde annesi kendinden önce eve geldiği için, Ramazan'ın anahtarı yoktu. Çocukların anahtarı olmazdı zaten. Sokaktan geçenlerle lâfladı. Annemin işi uzadı bugün herhalde, diyordu. Gel bize, diyen oldu komşulardan; gitmedi.

Babasının dürtmesiyle uyandı. Uyuyakalmıştı kapı önünde. Üşümüştü. Babası açtı kapıyı; girdiler. Saat çok geç olmuştu.

Mutfakta yemek yoktu o gün ilk defa. Tezgâhın üstünde, Ramazan'ın kahvaltısının bulaşıkları duruyordu hâlâ. Seyit, yatak odasına baktı. Yüklükteki çamaşırları da yoktu Gülnaz'ın.

Sedire oturup bir sigara yaktı. Bir şey söylemeden yere bakıyordu. Ramazan da babasına bakıyordu. Hiç bir şey konuşmuyorlardı. Saatin tik takları dışında evde ses yoktu. Postane sokağında o gece, bacası tütmeyen tek ev onlarınkiydi.

Şubat 2017 – İzmir

 
Etiketler: Hercai,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
07 Ağustos 2020
Ziyaret
347 Okunma.
15 Nisan 2020
Tarih ve Türk tarih kurumu
609 Okunma.
12 Nisan 2020
Babamın Sözcükleri
670 Okunma.
29 Mart 2020
Rüya
455 Okunma.
29 Ocak 2020
Vazife
802 Okunma.
02 Ocak 2020
Tercih
624 Okunma.
02 Aralık 2019
Kırık
446 Okunma.
01 Kasım 2019
Gelin
679 Okunma.
28 Eylül 2019
Yine
600 Okunma.
09 Eylül 2019
Okumak
632 Okunma.
03 Eylül 2019
Kefaret
545 Okunma.
03 Ağustos 2019
Leylâ
671 Okunma.
06 Temmuz 2019
Devridaim
519 Okunma.
17 Haziran 2019
Sükût
608 Okunma.
16 Mayıs 2019
Uzaklardan bir serzeniş
597 Okunma.
11 Nisan 2019
Kumar
857 Okunma.
04 Mart 2019
Kar
780 Okunma.
25 Şubat 2019
Fotoğraf
715 Okunma.
17 Şubat 2019
Etiket
810 Okunma.
10 Şubat 2019
Sait Faik
774 Okunma.
03 Şubat 2019
Şirince'nin aksi
844 Okunma.
27 Ocak 2019
Araf
770 Okunma.
21 Ocak 2019
Küçük Kıyamet
776 Okunma.
13 Ocak 2019
Büyük kıyamet
681 Okunma.
06 Ocak 2019
Kar
852 Okunma.
29 Aralık 2018
Ercan Hoca'ya
788 Okunma.
23 Aralık 2018
Madde, mânâ, kelâm
733 Okunma.
16 Aralık 2018
Harften cümleye
813 Okunma.
09 Aralık 2018
Yılların ötesinden bir fotoğraf
817 Okunma.
02 Aralık 2018
İmece müzesi
766 Okunma.
25 Kasım 2018
Kâğıt, kalem ve yazma üstüne
850 Okunma.
18 Kasım 2018
İzmir
910 Okunma.
11 Kasım 2018
İndiroid market
829 Okunma.
04 Kasım 2018
Makas
827 Okunma.
28 Ekim 2018
Kemal Sunal
822 Okunma.
21 Ekim 2018
Ayna ayna
843 Okunma.
14 Ekim 2018
Yazmaya dair
872 Okunma.
07 Ekim 2018
Başarı
981 Okunma.
30 Eylül 2018
Düzeltme ve gurur
1001 Okunma.
23 Eylül 2018
Sinemada seyredilen ilk film
884 Okunma.
16 Eylül 2018
Şi-irsaliye
840 Okunma.
09 Eylül 2018
Facebook'tan öğrenilenler
943 Okunma.
02 Eylül 2018
Nehir
927 Okunma.
26 Ağustos 2018
Telâki
1121 Okunma.
19 Ağustos 2018
Plure(S) Vıtae (gerçek yaşam)
992 Okunma.
12 Ağustos 2018
Okumaya mı geldik?
1036 Okunma.
05 Ağustos 2018
Okuma aşkı
1160 Okunma.
30 Temmuz 2018
Ne için yazıyorum?
1104 Okunma.
23 Temmuz 2018
Fan davası
1115 Okunma.
15 Temmuz 2018
Çocukluğum
1280 Okunma.
08 Temmuz 2018
Bilinç akışı
1295 Okunma.
02 Temmuz 2018
yaşayanlar morgu
1181 Okunma.
28 Haziran 2018
Uçurum
1232 Okunma.
18 Haziran 2018
Son salıncak
1223 Okunma.
11 Haziran 2018
Gececi
1304 Okunma.
03 Haziran 2018
Vapurda
1295 Okunma.
28 Mayıs 2018
Adam suretli böcekler
1313 Okunma.
21 Mayıs 2018
Kavşak
1244 Okunma.
13 Mayıs 2018
Sigara
1290 Okunma.
06 Mayıs 2018
Kuğulu park
1460 Okunma.
30 Nisan 2018
Suya düşen balık
1329 Okunma.
22 Nisan 2018
Görünmez kitap ve daktilo
1288 Okunma.
16 Nisan 2018
Müstehzi
1244 Okunma.
09 Nisan 2018
Pasaj
1370 Okunma.
25 Mart 2018
Hiç artı sıfır
1351 Okunma.
18 Mart 2018
AH-lep
1345 Okunma.
15 Mart 2018
Amcamın paraları
1693 Okunma.
Haber Yazılımı