Yazı Detayı
04 Mart 2017 - Cumartesi 09:34 Bu yazı 1310 kez okundu
 
Kadınları toplumsal yaşamın dışında kimse özgürleştiremez
Havva Dilek
dilek_toros42@hotmail.com
 
 

Döverek

Öldürerek

Aşağılayarak

Yalnızlaştırarak

Ötekileştirerek

Kadınları(anneleri) kutsarız...

Kadınlıklarını kutlarız…

Kadın olmak zordur bu coğrafya da.

Anne olmak  zor!

Ölüm kör bir kurşunla gelir.

Ölüm bağıra çağıra gelir.

Yetmez çekilen acı, üstüne toplumsal ananeler örtülür.

Yetmez üstüne “kara toprak” örtülür.

Kadınlar üretim araçlarının gelişmesine paralel olarak  ev ekonomisinden koparak( evde ki basit üretimin  maliyeti yükseldikçe) toplumsal üretime zorunlu olarak dahil olmaya başlar.Ki bu süreç oldukça yakın bir döneme rastlar.

Bulunduğumuz coğrafya da  ise çok daha yakın bir sürece tekabül eder.

Ne zaman ki kadın toplumsal üretime, çalışma yaşamına  dahil olur; bu bir yandan kadını özgürleştirirken, diğer yandan ev içerisinde ki işlere (teknik gelişim iş yükünü büyük oranda hafifletse bile ; çamaşır ,bulaşık makineleri, ev aletleri, kreş  vs ) bir de çalışma yaşamının getirdiği zorluklar eklenince  kadının omuzlarında ki yük  artar.

Hele ki kapitalist üretim biçiminde kadının kendisinin de metalaştırılması olgusu, üzerine binen yükü bir kat daha artırır ve işte durum bu noktada karışmaya başlar.

Kadın çalışma yaşamıyla basit ev işlerinden kurtuldum derken bütün bunların sorumluluğunu toplumsal anlamda hala üzerinde(yasa olarak da) bulunması belli bir kırılmayı koşullar.

Kendi ev ekonomisi içerisinde “mutlu “ olan kadın artık mutsuz, sorun olarak  görmediği şeyleri artık sorun olarak algılamaya başlar ki  doğaldır. Kısacası üretim tarzı üretim ilişkilerini şekillendirir ve kadın cinsi de tıpkı erkek cinsi gibi bu çarkta öğütülür.

Özetle kadını ezen, sömüren  erkek cinsi değil, içinde yaşadığı eril sistemin kendisidir.

Bu bağlamda erkek cinsi kadına kıyasla çok daha fazla ezilmiş, sömürülmüştür.

Üretim  tarzını değiştirmeden, o üretim tarzının oluşturduğu üretim ilişkileri üstten parçalamaya kalkmak bir vadide  bağırıp, kulağının  kendi sesini dinlemesi gibi bir şeydir.

Bu gün geldiğimiz nokta açısından üretimin toplumsallaşması ve kadının da en az erkekler kadar bu toplumsal üretime dahil olması bu alanda ki yasaların da değişmesini gerektirmektedir.

Bu bağlamda çalışma yaşamının yasalarının değiştirilmesi için mücadele etmek bir zorunluluktur.

O yüzden hepimizin  yapması gereken, sorumluluğumuz olan  en önemli şey toplum tarafından geliştirilmiş üretim araçlarının gelişiminin engellenmesine, tahrip edilmesine(savaşlar bu tahribatın en fazla yapıldığı alanlardır, halkların varlıkları hoyratça harcanır) karşı durmaktır.

Kitap, bitap dökülür üstüme
Ayak bileklerimde hal hal …
De ırgat

De beyzade
De burjuva

De gel !
Geldimse
Bir testi kır
Bir yüz görümlüğü
Bir bez bayrak as.
Kasığının suyunda kirim
Arınsın tenimden.
Eye kemiğinden ayrıksı ten ha
Tin gahlarında “havva” (g)izi kalır.
Lilith’ye savrulur kaçak isyan.
Kirpiklerimin sürmesi
Süzülür yastığına,
Eleklenir teleklerinden kapkara.
Destanlarından,
Şiirlerden içre kentlerin tenhasında
Adım aşk
“zehirli sarmaşık “ tır yaprağında
Ara ki bulansın döşün.
Tadı dilinin ucunda tiryak
Dem heyhat !
Adım ki
Yüzyıllık adım
“erkek gibi kadın “
Yüzlerce yıllık adının ardılı adsız.
Adım
Manhattan New York’ta işçidir
Dokuma tezgâhlarına dökülen terimin aynasında.
Ki sütten artık
Anason kokar
Bebelerimin ağlak dudakları
Çalışmak zamanında.
Okunmadı,
Yazılmadı daha…
Babadan miras 
Soyunur pembesinden
Vardiya sabahları
Adının yokluğundan kadın.

Umut yarın olmasın.

Umut yaşamın kendisi olsun.

 
Etiketler: Kadınları, toplumsal, yaşamın, dışında, kimse, özgürleştiremez,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Biz sustukça
Yaşamak ağrısı
Araştırmaların canı cehenneme!
Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser!
Bir ebenin günlüğünden
1 Mayıs /yüz yıllık çınardan büyüksün
Erkekleri öldürdüğümüz için, öldürülüyoruz!
Sevgisiz bir dünyanın canı cehenneme!
Yeni yıl, yeni umutlarla gelsin!
Sen toprağı tut!
E- REÇETE: Hadi köyümüze geri dönelim!
Zaman ruhu “Sonbahar”
Yalan hepsi ama hepsi yalan
Çocuklar sensör istiyor!
Kalbimi tut
Ey işçi !
Dua'nın gücüyle, korkuyorum!
Şeker deyip geçmeyin
Cevap verme, cıss!
…//2018
Kimsenin kalbi kimseye yetmiyor
Mevsim sonbahar
Uzak Kentlerin Yakın Çocuklarıyız
Sonra…
Ve hepimiz öleceğiz!
Seçim sandıklarımız
Yuh bize!
Ölümden vampirler beslenir
Aşk ola..!
Yaşadıkça eskitiyoruz eskiyoruz
2017…
Annelerin ölüm doğurdukları bir zaman
Şair öldürülen her şiir’inde ölür
Sevişmeyin ! savaşın
Durduk yere
Sessizlik
Kuşlar uçmazsa ölür
O hal de. şimdi susabilirsiniz!
Siz bir bağımlısınız
Eylül’de okullar açılırken !
Bağırrr !
aradığınız güçlü erkek öldü !
Hangi adalet !
Otur Süleyman !
Ve dahası çok olmadan !
Sevgili günlük
Nefret barbarlığı !
Sinek yuttum ölüyorum ! Sizin Allah’ınız yok mu ?
Umut !
Şiir’e gel !
Tıpkı şairin dediği gibi
Erk’ekleri öldürdüğümüz için, öldürülüyoruz!
Eşiniz sizi aldatıyor mu ?
Gülümseyin … çekiyoruuum … çektim!
Daha ne deyim !
Kontrollü gebelik sağlıklı gelecek
Aya Kurşun Atan Kadın Doğurdu Beni
Şair Yaşar Nezihe
Artık Şiir Yazmayalım !
Güzel Ölüm !
Toplumsal yaşamın dışında kadını hiç kimse özgürleştiremez
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Özlü Sözler
Çizik bir elmas, çizik olmayan bir çakıl taşından daha iyidir.


KONFİÇYÜS
Bir Hadis
Allah Rasûlü; “Din nasihattır, samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.


SADİ
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

Modül 10

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,