Yazı Detayı
09 Eylül 2019 - Pazartesi 12:06 Bu yazı 136 kez okundu
 
Okumak
Uğur Demircan
ugurdemircan@outlook.com
 
 

Kitap okumayan insanlar bu konunun dışında; evvelâ bunu belirteyim. Okullardaki edebiyat derslerinde özet çıkarma ödevi mecburiyeti nedeniyle okuduklarından sonra bir daha eline kitap almaya çekinen, hatta -nedense- utanan, sonradan okumayı denese de daha ilk sayfalarda sıkılan ve dahi evinin bir köşesinde ufak da olsa kitaplığı bulunmayan insanlar bu yazıyı okumayabilirler. Bu yazı; okuyan, okumayı seven insanlar için. Kitap okuyan, düzenli okuma alışkanlığı olan insanlar arasında ise iki ana sınıflandırma yapılabilir bana göre. Buna değinmeye çalışacağım. Birincisi okuduğu kitapta sadece konuya, mânâya odaklananlar, ikincisi ise anlamla birlikte şekle de dikkat edenler. İlk sınıf insanlar klasik eserlerden, eski yazarlardan, yeterince lezzet alamıyor tanıklık ettiğim kadarıyla. Yeni yazarların, görece güncel konulardan bahseden, anlatım dili daha sade eserlerini okumayı seviyorlar genelde. Tarih, güncel politika ya da biyografi bu tip okuyucunun en sevdiği türlerden diyebiliriz. Hatta kitabın popülerlik seviyesi de etkili olabiliyor bu okurların tercihlerinde. Konular kurmaca da olabiliyor belgelere, tanıklıklara dayalı da Lâkin öyle okurlar da var ki yazarın belki geceler boyu ölçüp biçerek, aklının, ruhunun, vicdanının süzgecinden geçirip ortaya çıkardığı, defalarca tashih edip temizleyerek başlı başına bir eser mahiyetinde vücuda getirdiği tek bir cümleye aşık bile olabiliyor. Kelimelerin sıralanışındaki ahengi, seslerin oluşturduğu gökkuşağını fark edip, ardında yatan sanat duygusunu hissedebiliyor bu ikinci tür okurlar. Buna hayran oluyor, müptelâsı oluyorlar adeta. Bence de öyle olmalıdır aslında. Örneğin "Uzun serviler" değil de "Serin serviler" demişse Yahya Kemal, seslerin armonisinden gelen tadı hissedebilmelidir insan. Sonra; "Sınır" adlı öyküsünde Hasan Ali Toptaş'ın, bir ülkeden diğerine giden kurşunların yönünü sadece cümledeki sözcüklerin yerleşim düzeniyle bile mükemmelen resmetmesini gözden kaçırırsanız o öyküyü okumuş sayılabilir misiniz tam olarak? “Sadece Suriye topraklarından değil, belki yedi sekiz Kalaşnikofla Türkiye tarafından da ateş ediliyordu mevzideki nöbetçilerin üzerine.” demek varken ve birçok okura göre yetebilecekken meselâ, “Sadece Suriye topraklarından değil, mevzideki nöbetçilerin üzerine belki yedi sekiz Kalaşnikofla Türkiye tarafından da ateş ediliyordu.” şeklinde yazmanın oluşturduğu imge değil midir okuma zevkini veren insana? Bu örneklerin dışında, hatta daha da yoğun olarak Tanpınar'ın eserlerinde görülebilir o efsunlu, tılsımlı cümleler. Bulutların üstünde okunur onun romanları, hikâyeleri. Mevzu bahis Tanpınar ise örnek vermeye bile hacet yoktur; herhangi bir eserini elinize alıvermeniz kâfidir. İlk başta, kitap okumayan insanlar bu konunun dışındadır, dedim ya bir cümle de onlar hakkında yazmak istedim. Öğretmenlere sonsuz saygı duymakla birlikte, ileride hiç kitap okumayacak insanlara okuma yazma öğretmek öyle beyhûde, öyle bîmânâ gelir ki bana. Emek sarfiyatı gibi gelir. Yazık edilmiş gibi gelir bilgiye. Hayat sadece yol tabelâlarından ya da faturalarda ibaret değil kardeşlerim, onlar için öğrenmediniz okumayı, ne olur kitap okuyun biraz da, diyesim gelir. Bu vesile ile gün itibariyle eğitim ve öğretime açılmış okullardaki öğrenci ve öğretmenlerimize başarılar, iyi dersler ve bol okumalar diliyorum. Okuyun kardeşlerim, okuyun. Okumazsanız, canınıza okuyorlar.

Ağustos 2019 - İzmir

 
Etiketler: Okumak,
Yorumlar
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Özlü Sözler
Cennet için ibadet geçersizdir…


Hacı Bektaşı Veli
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,