Yazı Detayı
21 Kasım 2016 - Pazartesi 00:26 Bu yazı 1455 kez okundu
 
Sevişmeyin ! savaşın
Havva Dilek
dilek_toros42@hotmail.com
 
 

2011 yılının Nisan ayından bir ay sonra Türkiye halkı yeni bir durumla karşı karşıya kaldı ve gün be gün kalmaya devam ediyoruz.

Mülteci.

Göçmen.

Sığınmacı.

Yahut diğer sıkca  kullanılan şekliyle  Suriyeli…

BM’nin hazırladığı  raporuna göre  Suriye’den toplam 4.837.208 kişi kayıtlı olarak ülkeden göç etmiş durumda.

Mülteci sayısında ilk sırada bulunan Türkiye’de kayıtlı mülteci sayısı 2.749.140 kişi olduğu  kayıtlara geçmiş bulunuyor.

BM Yüksek Komiseri, Antonio Guterres, Telegraph gazetesine verdiği bir demeçte; ’’Yaklaşık 20 yıl önceki Ruanda Soykırımından bu yana bu kadar korkutucu seviyede artan bir mülteci akımıyla karşılaşmadık’’  diyerek Suriyeli sığınmacı sorununun ve hametini ortaya koymuştur.

Evet sayıları  böylece vermek  kolay.

Ancak savaşın, savaşların  bir de öteki yüzü var.

Yerinden , yurdundan edilen insanların iç burkan yaşamları.

Kayıp bir nesil…

Ancak insanların dilinden düşmeyen , vay efendim  neden vatanlarında kalıp savaşmıyorlar bunlar  ?”

Savaşın ortasında, nasıl olup ta  bu insanlar savaşı unutup sevişmeyi unutmuyorlar.

Yeri , yurdu olmayan bu insanlar nerde nasıl birlikte oluyorlar , anlamıyorum.

Hadi sevişmeyi unutmuyorlar , geleceğini göremediği bir hayata neden çocuk doğuruyorlar ?

Vs.

Soruları çoğaltmak mümkün.

Daha kaba , argo , ağzı alınmayacak olanları bilerek yazmıyorum, çünkü ben kullanamıyorum.

Türkiye'de doğan Suriyeli bebeklerin sayısının  152 bin civarında ve/veya  üstünde  olması da bunu doğrular nitelikte.

Ki sadece bu durum  özelde Suriye savaşı , savaşlar sonrası gördüğümüz bir durum mu ?

Hayır , tabi ki de değil.

Büyük felaketler sonrası da doğum oranın yükselmesi gibi bir durum var ortada.

Depremler, buhranlar , açlık  , darbeler vb. sonrasında bile böylesi bir olgu ile karşı karşıya kalıyoruz.

Afrika da onca açlık varken  insanlar hala neden çocuk doğurmaya devam ederler mesela ?

Peki neden insanlar  böylesi durumlarda , böylesi bir yaşamın içine   çocuk yapmayı sürdürür ?

Ahmet Kaya’nın “şehirlere bombalar yağardı her gece , biz seninle sevişirdik” şarkısının gerçekliği nereye oturur ?

İnsanlar ölüme yaklaştıkça  ölmek istemezler.

Korku !

Ölüm anı’na yaklaşan insanın  vücudunun da ki  oksijenin azalmasıyla birlikte , o bedenin kıvranışını nasıl tarif edebilirim inanın bilmiyorum.

Gözlerinde ki korkuyu , saldırganlığını , son bir güç ile çevresinde ki bir şeylere  tutunma ,yaşama tutunma gücünü,

Duvarları sağır eden  dehşeti nasıl anlatabilirim.

Yüzüne bakamazsınız …

Bakmak istemezsiniz…

Gözlerinden korkarsınız…

Geçen gün doğumunu gerçekleştirdiğim , 24 gün boyunca dağlarda saklanarak hayatta kalmaya çalışan   kadının gözlerinde ki anlamsızlığın, ifadesizliğin, yani o ifadenin  gözümün önünden gitmesine imkan yok.

İnsan,  güvenlik ve adaletin olmadığı yerde  bile bile dünyaya nasıl bir can daha getirebilir ki ?

Çocuk doğurmak ve onu büyütmek, saksıda çiçek yetiştirmek gibi  kolay değilken üstelik.

Değil mi ?

Ama maalesef öyle değil.

Bilinçaltı kodlarımız diyor ki ;

"Hayatta kal ve bir sonraki nesli oluştur, çoğal, üre !" 

İnsanlar  özellikle zor şartlar altında bunu içgüdüsel olarak yapıyorlar.

Bu elbette ki bilinçli değil.

Bilinçaltınız içgüdülerinizi harekete geçiriyor ve sizi üremeye ikna ediyor.

Savaş insanları “hayvanileştiriyor”.

Hepsi bu.

 
Etiketler: Sevişmeyin, !, savaşın,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Yaşamak ağrısı
Araştırmaların canı cehenneme!
Kapitalizm gölgesini satamadığı ağacı keser!
Bir ebenin günlüğünden
1 Mayıs /yüz yıllık çınardan büyüksün
Erkekleri öldürdüğümüz için, öldürülüyoruz!
Sevgisiz bir dünyanın canı cehenneme!
Yeni yıl, yeni umutlarla gelsin!
Sen toprağı tut!
E- REÇETE: Hadi köyümüze geri dönelim!
Zaman ruhu “Sonbahar”
Yalan hepsi ama hepsi yalan
Çocuklar sensör istiyor!
Kalbimi tut
Ey işçi !
Dua'nın gücüyle, korkuyorum!
Şeker deyip geçmeyin
Cevap verme, cıss!
…//2018
Kimsenin kalbi kimseye yetmiyor
Mevsim sonbahar
Uzak Kentlerin Yakın Çocuklarıyız
Sonra…
Ve hepimiz öleceğiz!
Seçim sandıklarımız
Yuh bize!
Ölümden vampirler beslenir
Kadınları toplumsal yaşamın dışında kimse özgürleştiremez
Aşk ola..!
Yaşadıkça eskitiyoruz eskiyoruz
2017…
Annelerin ölüm doğurdukları bir zaman
Şair öldürülen her şiir’inde ölür
Durduk yere
Sessizlik
Kuşlar uçmazsa ölür
O hal de. şimdi susabilirsiniz!
Siz bir bağımlısınız
Eylül’de okullar açılırken !
Bağırrr !
aradığınız güçlü erkek öldü !
Hangi adalet !
Otur Süleyman !
Ve dahası çok olmadan !
Sevgili günlük
Nefret barbarlığı !
Sinek yuttum ölüyorum ! Sizin Allah’ınız yok mu ?
Umut !
Şiir’e gel !
Tıpkı şairin dediği gibi
Erk’ekleri öldürdüğümüz için, öldürülüyoruz!
Eşiniz sizi aldatıyor mu ?
Gülümseyin … çekiyoruuum … çektim!
Daha ne deyim !
Kontrollü gebelik sağlıklı gelecek
Aya Kurşun Atan Kadın Doğurdu Beni
Şair Yaşar Nezihe
Artık Şiir Yazmayalım !
Güzel Ölüm !
Toplumsal yaşamın dışında kadını hiç kimse özgürleştiremez
Ulusal Gazeteler
Yazarlar
Alıntı Yazarlar
Özlü Sözler
Çoban uyudu mu kurt emin olur.


Mevlana
Bir Hadis
İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.


Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.

,