whatsapp

Turgutoğlu şeyh Musa, Ali yeli Rüstem Paşa ve Seydişehir

ANALİZ (SG) - Seydişehir Gündem | 03.04.2025 - 02:14, Güncelleme: 03.04.2025 - 02:14
 

Turgutoğlu şeyh Musa, Ali yeli Rüstem Paşa ve Seydişehir

Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğlu hakimiyetine son verdikten sonra Karamanoğullarına ait topraklarda Osmanlı düzeninin yerleşmesi uzun zaman almıştır.
Yazar: Muhammed Kemal Erdem Bu sebeple Osmanlılar döneminde, Karamanoğulları’nı askeri gücü olan Turgutoğluları 17. Yüzyılın başlarına kadar şehrimizde hakimiyetlerini devam ettirmiştir. Son Karamanoğlu Sultanı Turgutoğlu Mahmut Bey olmuşken, onun vefatı sonrası, Şah İsmail ve Şehzade Ahmet’in mektuplarından, Turgutoğlularının liderliğinin Musa Bey’e geçtiği anlaşılmaktadır. Şeyh Musa Bey’e Osmanlı yönetimi tarafından verilen tımar arazileri Seydişehir’de, çok küçük bir kısmı ise Turgutoğlularının merkezi kabul edilen bugün  Yunak’a bağlıdır Turgut’ta bulunmaktadır. (Aynı dönemde Seyyid Harun Veli soyundan 17 kişinin Turgut’a göç ettiğini unutmayalım) Örneğin 1516 yılında Turgutoğlularının Akşehir, Beyşehir, Ilgın, Turgut ve Seydişehir’de toplam 265 bin akçe tımar geliri bulunmaktadır. Bu gelirin 110 bin akçesi yalnızca Turgutoğlu Musa Bey’e aittir ve tamamına yakınını Seydişehir’den almaktadır. Yağlıhöyük, Dereli, Akçalı, Gevrekli, Nuzumla, Karacahisar, Taşagıl, Avşarviran, Olberid, Manastır, Boyalı, Sobran, Hisarlık, Göçebe, Kürd, Tahir, Avşakçıklar, ve İğdiç köyleri Musa Bey’in zeametidir. Turgutoğlularının lideri olması hasebi ile Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in Turgutoğlu Şeyh Musa’ya mektuplar gönderdiği bilinmektedir. Şah İsmail kendisine gönderdiği mektuplarda Ahmed Ağa Karamanlı’nın sözünden çıkmamasını, Yavuz Sultan Selime karşı Şehzade Ahmed’i desteklemesini istemiştir.  Sonraki tarihlerde Şehzade Ahmed tarafından Musa Bey’e yazılan mektuplarda ise “Daha önce defalarca çağırdığını ama hâlâ gelmediğini, bu emri alır almaz gelmesini” istenmiştir. Dolayısıyla Şehzade Ahmed’in mektuplarından Turgutoğlu Musa Bey’in Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in emirlerine uymadığı, Şehzade Ahmed’in yanına gitmediği anlaşılmaktadır. Bu açıdan Musa Bey, meşru hükümdar olan Yavuz Sultan Selim’e karşı Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in kendilerine katılması yönündeki isteklerini yerine getirmemiştir. Bu olaylar bittikten sonra Turgutoğlu ailesi üyelerine 1523 yılı kayıtlarında hala dirlik verilmesi de bu görüşü desteklemektedir. Ancak Turgut ailesi içerisinden bazı kişilerin Şah İsmail ve Şehzade Ahmed yanında bulunmaları, ailenin tamamının aynı görüşte olmadığını göstermektedir. RÜSTEM PAŞA Şu an yalnızca birkaç bilgi kırıntısına sahip olduğumuz bir bilgiye de burada yer vermek istiyorum. Zira henüz başlı başına bir yazı yazacak malumata sahip değiliz. Şöyle ki, Manavgat tahrir defterleri incelendiği zaman Yıldırım Beyazıt döneminde “Rüstem Paşa” olarak tanınan fakat belgeler de “Rüstem Bey” olarak geçen bir beyin Manavgat Subaşı’sı olduğu görülmektedir. Manavgat Sorgun Köyü’nde de aynı Rüstem Bey tarafından yaptırıldığı düşünülen bir cami bulunmaktadır. Seydişehir Seyyid Harun Veli Camii önünde türbesi bulunan Turgutoğlu Rüstem Bey ile aynı tarihlerde yaşadığını düşündüğümüz Subaşı Rüstem Bey’in mezarının nerede olduğu bilinmemektedir. Manavgat 1. Murat dönemine kadar Karamanoğulları’nın bir kolu olarak Alaiye Beyliğine bağlıydı. Yani bahsi geçen Rüstem Bey, Alaiye Beyliği döneminden beri Manavgat Subaşısı olabilir. Turgutoğlularının Karamanoğulları’nın askeri gücünü temsil ettiğini de hatırlarsak Karamanoğulları’nın kolu olan Alaiye Beyliği’nin subaşılığı görevlerini Turgutoğlularının yerine getirdiğini düşünebiliriz. Subaşı Rüstem Bey’in hassı olan Sorgun köyünün tahrir kayıtlarında çokça Turgutoğlu isminin geçmesi de bu görüşümüzü desteklemektedir. Bugün hala mezarı bulunamayan Manavgat subaşısı Rüstem Bey ile Seydişehir’de türbesi bulunan Rüstem Bey aynı kişi olabilir mi? Bugün elimizde mevcut olan belgeler ile bu soruya cevap vermemiz mümkün değil. Ancak ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak olan yeni bilgi ve belgeler ışığında cevap verebileceğimizi umuyorum. Belki de Seydişehir’de metfun Rüstem Bey, bir dönem Manavgat subaşılığı yapmış ilerleyen yıllarda Seydişehir’e Seyyid Harun Veli’nin gölgesine yerleşmiş ve vefat etmiştir. Kim bilir? Zira ben Seyyid Harun Veli’nin en önemli halifesi Mahmud Seydi’yi Alanya’ya, Seyyid Zekeriya’yi Manavgat’a göndermesini, Mahmud Seydi Camii’nin Karamanoğulları’na bağlı Alaiye Beyi Kılıçaslan Bey tarafından inşa edilmesini tesadüfi bulmuyorum. Seyyid Harun Veli’ye tabi olmak için gelen Alanyalıların da bugün Alaylar Mahallesi olarak bildiğimiz mahalleyi “Alaiyeliler- Alaylar “kurduğunu da unutmayalım.
Fatih Sultan Mehmet, Karamanoğlu hakimiyetine son verdikten sonra Karamanoğullarına ait topraklarda Osmanlı düzeninin yerleşmesi uzun zaman almıştır.

Yazar: Muhammed Kemal Erdem

Bu sebeple Osmanlılar döneminde, Karamanoğulları’nı askeri gücü olan Turgutoğluları 17. Yüzyılın başlarına kadar şehrimizde hakimiyetlerini devam ettirmiştir.

Son Karamanoğlu Sultanı Turgutoğlu Mahmut Bey olmuşken, onun vefatı sonrası, Şah İsmail ve Şehzade Ahmet’in mektuplarından, Turgutoğlularının liderliğinin Musa Bey’e geçtiği anlaşılmaktadır. Şeyh Musa Bey’e Osmanlı yönetimi tarafından verilen tımar arazileri Seydişehir’de, çok küçük bir kısmı ise Turgutoğlularının merkezi kabul edilen bugün  Yunak’a bağlıdır Turgut’ta bulunmaktadır. (Aynı dönemde Seyyid Harun Veli soyundan 17 kişinin Turgut’a göç ettiğini unutmayalım)

Örneğin 1516 yılında Turgutoğlularının Akşehir, Beyşehir, Ilgın, Turgut ve Seydişehir’de toplam 265 bin akçe tımar geliri bulunmaktadır. Bu gelirin 110 bin akçesi yalnızca Turgutoğlu Musa Bey’e aittir ve tamamına yakınını Seydişehir’den almaktadır. Yağlıhöyük, Dereli, Akçalı, Gevrekli, Nuzumla, Karacahisar, Taşagıl, Avşarviran, Olberid, Manastır, Boyalı, Sobran, Hisarlık, Göçebe, Kürd, Tahir, Avşakçıklar, ve İğdiç köyleri Musa Bey’in zeametidir.

Turgutoğlularının lideri olması hasebi ile Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in Turgutoğlu Şeyh Musa’ya mektuplar gönderdiği bilinmektedir.

Şah İsmail kendisine gönderdiği mektuplarda Ahmed Ağa Karamanlı’nın sözünden çıkmamasını, Yavuz Sultan Selime karşı Şehzade Ahmed’i desteklemesini istemiştir. 

Sonraki tarihlerde Şehzade Ahmed tarafından Musa Bey’e yazılan mektuplarda ise “Daha önce defalarca çağırdığını ama hâlâ gelmediğini, bu emri alır almaz gelmesini” istenmiştir.

Dolayısıyla Şehzade Ahmed’in mektuplarından Turgutoğlu Musa Bey’in Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in emirlerine uymadığı, Şehzade Ahmed’in yanına gitmediği anlaşılmaktadır. Bu açıdan Musa Bey, meşru hükümdar olan Yavuz Sultan Selim’e karşı Şah İsmail ve Şehzade Ahmed’in kendilerine katılması yönündeki isteklerini yerine getirmemiştir. Bu olaylar bittikten sonra Turgutoğlu ailesi üyelerine 1523 yılı kayıtlarında hala dirlik verilmesi de bu görüşü desteklemektedir.

Ancak Turgut ailesi içerisinden bazı kişilerin Şah İsmail ve Şehzade Ahmed yanında bulunmaları, ailenin tamamının aynı görüşte olmadığını göstermektedir.

RÜSTEM PAŞA

Şu an yalnızca birkaç bilgi kırıntısına sahip olduğumuz bir bilgiye de burada yer vermek istiyorum. Zira henüz başlı başına bir yazı yazacak malumata sahip değiliz.

Şöyle ki, Manavgat tahrir defterleri incelendiği zaman Yıldırım Beyazıt döneminde “Rüstem Paşa” olarak tanınan fakat belgeler de “Rüstem Bey” olarak geçen bir beyin Manavgat Subaşı’sı olduğu görülmektedir. Manavgat Sorgun Köyü’nde de aynı Rüstem Bey tarafından yaptırıldığı düşünülen bir cami bulunmaktadır. Seydişehir Seyyid Harun Veli Camii önünde türbesi bulunan Turgutoğlu Rüstem Bey ile aynı tarihlerde yaşadığını düşündüğümüz Subaşı Rüstem Bey’in mezarının nerede olduğu bilinmemektedir.

Manavgat 1. Murat dönemine kadar Karamanoğulları’nın bir kolu olarak Alaiye Beyliğine bağlıydı. Yani bahsi geçen Rüstem Bey, Alaiye Beyliği döneminden beri Manavgat Subaşısı olabilir. Turgutoğlularının Karamanoğulları’nın askeri gücünü temsil ettiğini de hatırlarsak Karamanoğulları’nın kolu olan Alaiye Beyliği’nin subaşılığı görevlerini Turgutoğlularının yerine getirdiğini düşünebiliriz. Subaşı Rüstem Bey’in hassı olan Sorgun köyünün tahrir kayıtlarında çokça Turgutoğlu isminin geçmesi de bu görüşümüzü desteklemektedir.

Bugün hala mezarı bulunamayan Manavgat subaşısı Rüstem Bey ile Seydişehir’de türbesi bulunan Rüstem Bey aynı kişi olabilir mi? Bugün elimizde mevcut olan belgeler ile bu soruya cevap vermemiz mümkün değil. Ancak ilerleyen yıllarda ortaya çıkacak olan yeni bilgi ve belgeler ışığında cevap verebileceğimizi umuyorum.

Belki de Seydişehir’de metfun Rüstem Bey, bir dönem Manavgat subaşılığı yapmış ilerleyen yıllarda Seydişehir’e Seyyid Harun Veli’nin gölgesine yerleşmiş ve vefat etmiştir.

Kim bilir?

Zira ben Seyyid Harun Veli’nin en önemli halifesi Mahmud Seydi’yi Alanya’ya, Seyyid Zekeriya’yi Manavgat’a göndermesini, Mahmud Seydi Camii’nin Karamanoğulları’na bağlı Alaiye Beyi Kılıçaslan Bey tarafından inşa edilmesini tesadüfi bulmuyorum. Seyyid Harun Veli’ye tabi olmak için gelen Alanyalıların da bugün Alaylar Mahallesi olarak bildiğimiz mahalleyi “Alaiyeliler- Alaylar “kurduğunu da unutmayalım.

Habere ifade bırak !
Habere ait etiket tanımlanmamış.
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve seydisehirgundem.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.